Konkordato Nedir?

Av. Hakan Tokbaş ile konkordato üstüne yaptığımız söyleşi Posta Gazetesinde iki bölüm halinde yayınlandı.

Konkordatoya dair hukuki bilgi vermek yerine konkordato kurumunun toplumdaki ve ekonomi piyasalarındaki algısı üstüne konuştuk.

 

KONKORDATO NEDİR?

1.Bölüm

Av. M. Ufuk Tekin ile son zamanlarda sıkça karşılaştığımız ve tüketicileri de yakından ilgilendiren konkordato konusunu konuştuk. Bu konuda medyada ve internette bolca bilgiye rastlayabilirsiniz. Bu sebeple biz Ufuk Bey’le konkordatonun teknik yönü üstüne değil kamuoyundaki ve piyasadaki konkordato algısı üstüne konuştuk.

Ufuk Bey konuya tam olarak vakıf olmayan okuyucularımız için önce şu soruyla başlayalım. Konkordato nedir? 

Bu kurumun ana esaslarına göre ve en çok görünen konkordato şekli olduğu için bir şirketin başvuruyor olması durumuna göre bir tanım yapacak olursam; Konkordato bir şirketin mahkemeye başvurarak “Vadesi gelmiş veya yaklaşmış borçlarını bu haliyle ödeyemeyeceğini ama önerdiği vade ve miktarlarla bu borçları ödemesinin mümkün olduğunu, bu şekilde hem kendisinin iflastan kurtulacağını ve hem de alacaklıların alacaklarına kavuşacağını” söyleyerek talep ettiği hukuki korumadır denebilir.

Mahkeme bu başvuruyu kabul ederse borçluya öncelikle üç aylık bir geçici koruma süresi verir. Buna geçici mühlet diyoruz. Ardından bir yıllık kesin mühlet verir. İhtiyaç halinde bu bir yılın sonunda iki kez altışar aylık uzatma süresi de verebilir. Bu süre içinde işçi alacakları gibi istisnalar dışında alacaklılar borçluya karşı icra takibi yapamaz, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı gibi kararlar alamaz. Borçlu da bu korumanın sağladığı rahatlıkla çalışıp, alacaklılarla yapacağı anlaşma çerçevesinde borçlarını ödemeye ve şirketi ayakta tutmaya çalışır.

Siz böyle söyleyince konkordato kulağa iyi bir şeymiş gibi geliyor ama görüyoruz ki toplumdaki ve piyasalardaki konkordato algısı pek de olumlu değil. Bunun sebebi nedir?

Haklısınız benim gözlemlerim de bu yönde maalesef. Vatandaşta konkordato ilan eden firmalara karşı bir güvensizlik var. Konkordatoyu şirketin içini boşaltmanın ya da alacaklılardan mal kaçırmanın yasal bir kılıfı gibi gören ciddi sayıda insan var. Daha şaşırtıcı olanı ise ticaret hayatında aktif olarak yer alan insanların, şirketlerin ve hatta bankaların bile bu konuda bilgisiz ve önyargılı olması.

Peki siz konkordato alanında çalışan bir avukat olarak bu önyargıların tamamen yanlış olduğunu söyleyebiliyor musunuz?

Evet direkt bu işin içinde olan biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Öncelikle herkes bilmeli ki konkordatonun bir şirketin içini boşaltmak için kullanılması mümkün değildir. Konkordato kurumunun yasal çerçevesi ve doğası gereği bu imkânsız. Konkordato başvurusunda bulunup geçici mühlet kararını alan bir firma o andan itibaren hiçbir kararını mahkemenin ve mahkemenin atadığı konkordato komiserlerinin bilgisi ve onayı olmadan alamaz. Yani konkordato talebi kabul edilmiş olan hiçbir şirket “Nasıl olsa hiçbir alacaklı üstüme gelemiyor ben de şu paraları veya malları şirket dışına çıkarayım da ortaklara aktarayım ya da alacaklılardan mal kaçırayım” diyemez.

Geçici mühlet kararını aldığı andan itibaren atacağı her adım öncelikle şirketi ayakta tutmak ve kesin mühlet kararından sonra da geçmiş dönem borçlarını ödemek üzere kurgulanır. Bunları yapmaz veya yapamaz ise o durumda zaten mahkeme iflasa karar verir ve o zaman da şirketin tüm malvarlığının denetimi iflas masasına geçmiş olur. Yani konkordato halindeki bir borçlu istese de kötü niyetle hareket edemez.

Borçlunun iş yaptığı şirketlerin ve bankaların tedirginliği ise daha çok konkordato ilan etmiş olan borçlunun her an iflas edebileceği ve dolayısıyla alacaklarını tahsil edemeyecekleri endişesinden kaynaklanıyor. Bu endişeleri anlıyorum. Onlar işte tam da bu sebeple yani alacaklarını tahsil edebilmek için bu durumdaki bir şirkete daha yapıcı yaklaşmalılar.

Alacaklı firmalar konkordato halindeki firmaya mal vermezse, her an farklı yöntemlerle onu yıpratırsa, “Sana mal vermeye devam ederim ama bana konkordato dönemi öncesindeki alacağımı da öde” gibi şirketin istese de yapamayacağı şeyler talep ederlerse gerçekten de korktukları başlarına gelebilir. Firma iflas eder ve ondan geriye ne kaldıysa iflas masasının bunları paraya çevirip kendilerine de üç kuruş vermesi için uzun süre beklerler. Tabii bu noktada önceliğin rehinli alacaklılarda yani genelde bankalarda olacağı da malum.

Bunun yerine olaya daha soğuk kanlı ve yapıcı yaklaşmaları, firmanın üç aylık geçici mühleti atlatıp kesin mühlet kararını alınca eski döneme yani konkordato ilan edilmeden önceki zamana ait borçlarını da ödeyeceğini bilerek firmayı ayakta tutmaya yardım etmeleri herkes için en iyisi olacaktır. Alacaklılar unutmasınlar ki konkordato durumundaki bir firmadan alacaklı olmak, bu süreci yürütemeyip iflas eden bir firmadan alacaklı olmaktan çok daha tercih edilmesi gereken bir durumdur.

***Devamı bir sonraki yazıda olacak…

2. Bölüm

Geçen hafta Av. M. Ufuk Tekin ile konkordato konusunu konuşmuştuk. Bu hafta da müsaadenizle aynı konuya devam ediyoruz efendim.

Ufuk Bey bir önceki yazıda, halkın ve piyasaların bakış açısında dair görüşlerinizi öğrendik. Peki konkordato başvurusu yapacak olan firmalara neler tavsiye edersiniz?

Aslında zor durumda olan ve konkordato başvurusu yapması gereken pek çok firma piyasanın ve insanların bu önyargılarından dolayı konkordato yoluna gitmeyip mevcut sıkıntılara göğüs germeye çalışıyor ve bunların çoğu geri istenen krediler, arkası yazılan çekler ve süreç içinde aktiflerinin haczedilmesi sebebiyle iflasa sürükleniyor. Bu sebeple ilk tavsiyem firmaların ekonomik durumlarını ve ekonominin gidişatını soğuk kanlılıkla tahlil edip yakın gelecekte iflasa sürüklenebileceklerine dair kaygı duyuyorlarsa konkordatoya başvurmayı şimdiden düşünmeleri, bunu araştırmaları ve hazırlıklara başlamaları olur. Çünkü konkordato süreci hassas ve sancılı bir süreç. Bu süreci mümkün olan en az stresle atlatmak için doğru bir ön hazırlık çalışması yapılması lazım. Maalesef aslında kurtulabilecek durumda olan birçok firma konkordato başvurusunu alelacele ve hatalı bir şekilde yaptığı için konkordato talepleri ya hemen başlangıçta ya da geçici mühlet kararından kısa süre sonra reddediliyor ve iflaslarına karar veriliyor. O yüzden bu iş için makul bir hazırlık süreci gerektiğini hesaba katarak önceden bu ihtiyacı tespit edip ona göre iyi bir hazırlık yapmaları lazım. Bunun için de mutlaka bu konuya vakıf bir avukat, mali müşavir ve finansçıyla çalışmalılar.

Konkordato sürecini doğru yürütmek de en az bunun kadar önemli bir konu. Konkordato kararı almış olan firma öncelikle çalışanlarına ve sonra da alacaklılara ve müşterilerine karşı şeffaf olmalı, bu süreç hakkında onları bilgilendirmeli, personelini de gerekirse eğitmelidir. Ayrıca konkordato komiserleriyle ve mahkemeyle doğru bir ilişki kurmalı, bunun bir ekip işi olduğunu unutmamalı, onlara karşı her zaman dürüst olmalıdır.

Neticede konkordato iyi niyetli olan, bilinçli, soğuk kanlı ve planlı hareket eden bir borçlu için yasanın sağladığı bir olanaktır. Bu olanak doğru kullanıldığında borçlu firma hem iflastan kurtulmuş ve hem de borçlarını ödeyerek yoluna temiz bir şekilde devam etmiş olur. Aksi halde yani konkordato nedir ne değildir bunu çok iyi bilmeyen, iyi bir ekibi olmayan, soğuk kanlılığını yitiren, süreci bilinçli bir şekilde ilerletemeyen her firma da iflasa mahkumdur.

Son olarak size göre konkordatoya dair mevzuat yeterli mi yoksa yapılması gereken başkaca düzenlemeler var mı?

Hayatın sonsuz olasılıkları karşısında hiçbir mevzuat hiçbir iş için kesinlikle yeterlidir denemez. Konkordato mevzuatımız da aynen bu şekilde. Her ne kadar mevzuatımızda konkordato kurumu öteden beri var ise de bugün konuştuğumuz haliyle konkordato kurumunun yasal geçmişi çok yeni. Sürekli de yeni düzenlemeler yapılıp kurumun yasal çerçevesi netleştirilmeye çalışılıyor.

Konkordato söz konusu olduğunda mevzuattan çok uygulamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca burada hukuk kadar sosyoloji ve psikoloji de devreye girer. Sürecin başından sonuna borçlunun konkordatodan çıkması yahut iflas etmesinde mevzuatın yeterliliği veya yetersizliğinden çok başvurucunun psikolojisi, kamuoyunun ve piyasanın algısı, sürecin profesyonelce başlatılıp bilinçli şekilde yürütülmesi gibi onlarca parametre devreye giriyor. Görüşüm odur ki süreç içinde konkordato kurumunun toplumda ve ekonomik çevrelerdeki algısı değişecek ve bu hukuki kurum olması gereken yere konumlanacaktır. İşte o zaman konkordatonun sağladığı hukuki korumaya ihtiyaç duyan firmalar için işler daha kolay olacaktır.

Son söz olarak şunu söylemek isterim: Unutmayalım ki kapanan bir iş yeri işsiz kalan onlarca belki yüzlerce insan demektir. İşte konkordato kapanmak istemeyen, ayakta kalmak isteyen bu iş yerinin hukuki yardım çığlığı olarak görülmelidir.

Bu sebeple hem kamuoyunun ve hem de özellikle piyasa aktörlerinin konkordatoyla ilgili daha çok bilgilenmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu söyleşi de umarım bunu sağlamak yolunda bir adım olmuştur.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s