ZAMANE ENDÜLİJANSI

Ortaçağda Katolik Kilisesi Hristiyanların günahlarından arınabilmesi için kiliselere bağışta bulunması gerektiğine ilişkin bir bildiri yayınladı. Yapılan bağış karşılığında kilise bağış sahibine günahlarının bağışlandığına dair bir belge veriyordu. Buna da “Endülijans” deniyordu. Bildiğin cennetten tapu yani.

Bu Endülijans satışı ahlaki yozlaşmayı artırdı çünkü günah işleyen ama parası olan insanlar artık kendini düzeltmek için çaba harcamıyor hatta işledikleri suçların, günahların sayısı artıyordu. Ne de olsa bastır parayı al Endülijansı. Hatta Endülijans alabilmek için fahişelik yapmaya başlayan kadınlar bile olmuştu. Anlayacağınız dolandırıcılık, fahişelik arttı bu uygulamadan dolayı. Yap fahişeliği ya da dolandır milleti, kazan parayı, al Endülijansı, ölünce de ver elini cennet… Sen de kazan kilise de kazansın. Win-Win durumu.

Tabi kısa zamanda böyle üç kuruşa beş köfte olmayacağını anladılar. Endülijans olayı Kiliseye karşı öfkeyi ve tepkiyi artırdı. Bu tepki kitleselleşip Rönesans-Reform hareketlerinin tetikleyicilerinden biri oldu ve sonunda bu yoz Kilise saltanatı yıkıldı. Ondan sonra da Avrupa aklı önceleyen bir yolda yürüyüp dünyanın efendisi oluverdi.

Cennete gitmek için Refah Partisi’ne oy verin diyenler de bizdeki Endülijansı yarattılar. Her şey böyle başladı.

Müslümansan bize oy ver ki Allah’ın huzuruna çıktığında nasıl olup da dinsiz CHP’ye, terörist HDP’ye oy verdiğinin hesabını vermek zorunda kalma. Bize oy ver ki Müslümanlığını tescille.

Bizde bazen endülijans önce veriliyor, ödemesi sonra alınıyor. Al şu endülijansı, yani hakim-savcı ol, polis ol, çaycı ol, bekçi ol, KPSS sınavını kazan, ihale al ama sonra lazım olduğunda benim için gereğini yap ve bu şekilde endülijansın karşılığını ödemiş ol.
Aslında senden daha çok bu mesleği ya da bu ihaleyi kimin hak ettiğini boşver. Biz bu ülkenin Müslümanlarının birliğiyiz, Allah yolundayız, ne yapıyorsak Din-i Mübin-i İslam için yapıyoruz. Rahat ol sen bizdensin onlar düşman. Vicdan azabı çekmene gerek yok.
Böyle böyle insanımız ahlakını ve davranışlarını verdiği oya endekslemeye alıştı. Artık sadece işaret edilen yere oy verir, işaret edilen vakfa-derneğe bağış yapar, söylendiği şekilde bıyık bırakır, isimlerin telaffuzunu bile söylendiği şekilde yapar olduk. Üstelik bizim motor-nöron hale gelen bu hareketlerimizi yapmayan herkesi ve her kesimi düşman belledik. Kişisel iradeye gerek duymayan koyunlar gibiyiz. Şairin dediği gibi gocuklu celep kaldırınca sopasını sürü halinde salhaneye koşacak hale geldik, boynumuzu bıçağın altına yatırmak için…

En acısı da insanlar öldüğü için değil “bu ölüme üzülebilirsiniz” dendiği için ölümlere üzülür hale geldik. Ankara’daki katliam üzerine sevinenleri görünce tekrar anladım ki bunu her olayda görmek insanın alışmasını sağlayamıyormuş.

Allah senin her tavrını tek tek sorgulayacak ey Müslüman! Öldüğünde nereye oy verdiğin değil nasıl bir insan olduğun, kul hakkı yiyip yemediğin, çalıp çalmadığın önemli olacak. “O böyle yap dediği için öyle yaptım” dediğinde Allah sana “Ben başkasına peşkeş çekmen için değil, olayları ayıt edebilmen ve kendi kararlarını verebilmen için o cüz-i iradeyi sana verdim” diyecek. Önünden geçen Hristiyan cenazesi için bile ayağa kalkıp saygı gösteren, niye böyle yaptığını soran ashabına “O da bir insandı” diyen, kuşu ölen çocuğa taziyeye giden  bir Peygamberin ümmeti isen vicdanını, karakterini, insanlık onurunu Endülijansla değiş tokuş etme!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s