OHAL KHK LARI

KAPATILAN FİRMALARDAKİ İŞÇİLER,
KAPATILAN OKULLARDAKİ ÖĞRENCİLER,
KAPATILAN FİRMALARDAN ALACAĞI YA DA ONLARA BORCU OLANLAR İÇİN MİNİ REHBER…

OHAL dolayısıyla çıkarılan KHL larla devlet tarafından yüzlerce vakıf, dernek, sendika, yurt, okul, sağlık kuruluşu ve işyeri ya kapatıldı ya da bunlara kayyum atandı.
Bu işlemler o kadar ani ve toplu bir şekilde yapıldı ki doğal olarak ticaret ve iş hukuku açısından birçok hukuki belirsizlik ve kafa karışıklığı doğdu.

Bu belirsizlikleri iki ana başlıkta toplayabiliriz:

1. Kapatılan kurumlarda çalışan işçilerin durumu,
2. Bu kurumların alacaklı ve borçlularının durumu,

Her şeyden önce bazı çok önemli hususları vurgulamakta fayda var. OHAL döneminde çıkarılmış olan KHK’lar adı üstünde kanun hükmündedir. Yani bu KHK lar bizim kanunlar hiyerarşimizde kanunlarla eş seviyededir. Bunu şundan dolayı belirtmek istedim; kısa aralıklarla üst üste yayınlanan bu KHK lardan dolayı toplumda, sanki diğer mevzuatımız yani meri kanunlarımız artık önemsizmiş, geçersizmiş ve bu KHK lar onların üstündeymiş gibi bir algı olduğunu gözlemliyorum. Durum öyle değil. OHAL zamanında çıkarılsa dahi KHK lar, kanunların üstünde değildir. Onları da birer kanun gibi düşünmek gerekir. Bu KHK ları daha çok OHAL ilanından önce çok defa çıkartılmış olan torba kanunlara benzetebiliriz. Ülkemizin içinde bulunduğu ve gerçekten de olağanüstü olan koşullardan dolayı yürürlüğe sokulması çok daha pratik olan torba kanunlardır denebilir. Yani KHK ların mevcudiyeti ve OHAL’in sürmesi bu süreçte diğer kanunların uygulanmayacağını göstermez.

Şimdi ana başlıklara dönecek olursak.

1- KAPATILAN KURUMLARDA ÇALIŞAN İŞÇİLERİN DURUMU

Gene öncelikle belirtmek gerekir ki halen kayyum idaresinde olan ve dolayısıyla kapatılmamış olan işyerlerinde çalışıp da işten çıkarılmış olan işçilerin hukuki durumunda KHK lardan kaynaklanan bir belirsizlik yoktur. Bu işçiler İş Kanununun kendilerine verdiği hakları kullanmaya devam edeceklerdir. Yani eğer bu fesihler haksız fesih ise, çalıştıkları yer iş güvencesine tabi ise ve söz konusu işyerinde en az 6 aylık kıdemleri var ise işe iade davası açabilirler. Bu davanın sonunda işe iade kararı çıkar ise işlerine iade edilirler ancak kayyum idaresindeki işveren onları işlerine iade etmek istemez ise o durumda işe iade kararında yazıldığı şekilde tazminat ve ücreti tahsil ederler. Bu da 4 ile 8 aylık ücret tutarında tazminat, en fazla 4 aya kadar da ücret şeklinde olmaktadır. Bu işçiler karara rağmen işlerine iade edilmezler ise kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını da ayrıca alma hakları vardır. Yahut eğer isterlerse işe iade yoluna hiç gitmeyerek direk işçilik alacaklarını da talep edebilirler. Bunu da işveren aleyhine icra takibi veya dava açmak yoluyla yapabilirler.

Kapatılan işyerleri için ise durum daha farklı. İşyerleri kapatılan ve bu sebeple iş akitleri feshedilmiş olan işçiler işyerleri kapatıldığı için işe iade yoluna gidilemeyecektir. Bu durumdaki işçiler işçilik alacaklarının tahsili yoluna gitmelidir.

670 sayılı KHK nın 5. Maddesi önemlidir. İlk çıkarılan KHK larda, tüm malvarlıkları Maliye Bakanlığına devredilen bu kurumlara (Vakıflar için Vakıflar Genel Müdürlüğü) ait hiçbir borçtan dolayı devlet tarafından sorumluluk üstlenilmemekteyken 670 sayılı KHK’nın 5. Maddesinde bu kurumların borçlarının belli şartlar ve sınırlar dahilinde ödeneceğine dair bir hüküm vardır. 5. Maddede … “devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite…” ve ardından da “…uygun bir takvim dahilinde ödemeye…” vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Maddede her ne kadar işçi alacaklarının da ödeneceği açıkça belirtilmemişse de işçi alacaklarının da “devralınan varlıklarla ilgili bir borç” olduğunu düşünmek zorlayıcı bir yorum olmayacaktır. Nitekim kıyasen İş Kanunu m.6 hükmü burada uygulanabilir. Bu maddenin konuyla ilgili ilk 3 fıkrası şöyledir:

“İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.

Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.

Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.”

Türk Borçlar Kanunu m.428/1. fıkra hükmü ve ayrıca Türk Ticaret Kanunu m. 178 de benzer hükümleri içermektedir.

İşte tüm bunlar beraber düşünüldüğünde bize göre bu durumdaki işçiler yasal haklarını almak için Maliye Bakanlığına başvurabilirler. Burada önemli olan aynı KHK’nın 5. Maddesinin 4. Fıkrasında belirtilen 60 günlük hak düşürücü süreyi kaçırmamaktır. 670 sayılı KHK 17.08.2016 günü yürürlüğe girdiğine göre bu durumdaki işçiler en geç 17.10.2016 gününe kadar işyerleri vakıf ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve diğer kurumlar için ise Maliye Bakanlığına başvuruda bulunup işçilik alacaklarını talep etmelidirler.

Eğer Maliye Bakanlığı işçilik alacaklarını hiç veya olması gerektiği kadar ödemezse bu durumda bize göre İş Kanunu m.6 hükmü uyarınca Maliye Bakanlığı aleyhine İş Mahkemesinde alacak davası açılması mümkündür. Davalı tarafta bu durumda hem işyerinin tüzel kişiliği ve hem de Maliye Bakanlığı olacaktır. Eğer bu sırada 470 sayılı KHK m.5/3 hükmünce terkin ve tasfiye işlemi tamamlanmışsa o durumda sadece Maliye Bakanlığı bulunacaktır. Tabi bu tür bir davadan ne sonuç çıkacağını kestirmek zor. Bunu bize yargı pratiği gösterecektir ancak ülkemizde daha önce de OHAL ve Sıkıyönetim uygulandı ve bu durumlarda da iş yargıya intikal ettiğinde yargının bireylerin haklarını koruduğuna şahit olduk. Ayrıca belirtmek gerekir ki devletimiz de bu süreçte çıkaracağı başka KHK lar ile bu durumu tekrar düzenleyebilir ve terör örgütüyle bağlantısı olmayan bu emekçilerin haklarını daha fazla korumak için gereken tedbirleri alır diye umuyoruz.

Bir şekilde başvuru süresinin kaçırılması da bize göre İş Kanunu m.6 hükmü uyarınca dava açılmasına engel değildir zira KHK metninde geçen hak düşürücü süre ibaresini bu KHK’nın sağladığı hakların yani alacağını almak için devlete yargı dışı başvuru hakkının düşümü olarak yorumlamak mümkündür. İşin bu kısmında KHK ların diğer yasalardan üstün olmadığını ve dolayısıyla İş Kanunu, Borçlar Kanunu ve diğer mevzuattan kaynaklanan hakların baki olduğunu hatırlamak gerekir.

2- BU KURUMLARIN ALACAKLI VE BORÇLULARININ DURUMU

Alacaklıların Durumu: Bu kurumlardan alacağı olan gerçek veya tüzel kişiler de işçiler için söylediğimiz şekilde 670 sayılı KHK m.5 te belirtilen şekilde, alacaklı olduklarına dair kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle birlikte borçluları vakıf ise Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve diğer kurumlar için ise Maliye Bakanlığına başvuruda bulunmalıdır. Bu durumdaki kişiler de en geç 17.10.2016 gününe kadar başvurularını yapmalıdır.

Başvuru süresini kaçıranlar yahut alacaklarını hiç veya olması gerektiği kadar alamayanlar için ise yine aynı şekilde dava yolu açıktır. Bu kişiler alacaklarını adli yargıdaki görevli ve yetkili mahkemeler yolu ile dava edebilirler.

Başvuruların hangi usul ve esaslara göre yapılacağını da gene aynı KHK nın m.5/1- son cümlesine göre vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı belirleyecektir.

Borçluların Durumu: Bu kurumlara borçları olanları iki alt başlıkta ele almak gerekir.

1- Borçluluk durumları kesin olanlar yani bu kurumlardan bir mal veya hizmet almış ancak henüz buna dair ödemesini yapmamış olanlar. Bu durumdakiler bu borçlarını artık devlete ödeyeceklerdir.

2- Borçluluk durumları kesin olmayanlar yani bu kurumlardan bir mal veya hizmet almak için anlaşmış ve yaptığı ödeme kadar mal veya hizmeti almamış olanlar. Bu durumda çok gerçek veya tüzel kişi olduğu kesin. Örneğin kapatılan okul veya yurtlara kayıt yaptıran ve ödemesini tamamlamış yahut ödemeye devam etmekte olan ama bu ödemenin karşılığında taahhüt edilen eğitimi veya barınma hizmetini almamış olanlar da bu durumdadır. Kapatılan vakıf üniversitelerinin öğrencileri için 667 sayılı KHK m.1 4. Fıkrada “Bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir.” hükmü vardır. Bize göre bu öğrenciler dilerlerse YÖK’ün bu husustaki kararını bekleyebilecekleri gibi dilerlerse 670 sayılı KHK madde 5 ten yararlanarak ödedikleri paranın kendilerine iadesini de talep edebilirler.

Borçluluk durumu kesin olmayan diğer kişiler de yani ödediği paranın karşılığındaki edimi tam veya hiç alamamış her kişi veya şirket de en geç 17.10.2016 tarihine kadar vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğer kurumlar yönünden Maliye Bakanlığı’na başvuruda bulunmalıdır. Bu kişiler için de gene bu başvurudan istenen netice elde edilemez ise dava yolunun açık olduğunu düşünüyoruz.

Toplum olarak hepimizin metin ve sakin olması gereken bu süreçte KHK lar her geçen gün daha açık, daha hakperest olmaya devam ediyor. Umuyor ve tahmin ediyoruz ki ilerleyen günlerde yapılacak yeni düzenlemeler ve açıklamalarla bu sorunlar aşılacaktır.

Hazırlayan: Av. M. Ufuk Tekin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s