Bi Şeyler

VOLTA Bir yandan ben orada değilmişim gibi kendi kendine ne yaptım ben deyip duruyor bir yandan da koca odanın içinde üç dört adımlık voltalar atıyordu. İşaretle orta parmakları arasına kıstırdığı sigaraya rağmen sağ elinin parmaklarını sürekli birbirine değdiriyor, cebine soktuğu sol elinin ise orada bile rahat durmayıp sürekli kıpırdandığı kumaşın hareketlerinden belli oluyordu. E ne…

Anlayamadığım…

“Beni yazsana bir gün de” dedi. Şaşırmıştım. “Neyini yazayım senin?” dedim. “Kendini hiç açmıyorsun ki. Sözde bu kadar zamandır arkadaşımsın ama hâlâ seni tanıyorum diyemem.” “İyi ya bunu yaz işte” dedi. Beklentiyle bakıyordu bana. “O zaman pek kısa bir yazı olur. Ahmet hakkında bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir yazarım.”dedim. Ben güldüm…

BOZKIR VE MEŞE AĞACI

Şeref’in yorgunluktan başı dönmeye başlamıştı. Bacaklarını o kadar uzun süredir koşmaya zorluyordu ki, o kadar uzun süredir kaçıyordu ki arkasındakilerden vücuduna giren oksijen yeterli gelmiyordu artık. Kasabadan kaçmaya çalışırken yakalanmıştı onlara. Kasabanın otogarında onun için pusu kurduklarını bildiğinden kasabadan ana caddeye kadar yürüyüp oradan otostop çekerek kaçmaktı planı. Ama tam kasabayla bozkırın oynaştığı yerde, bozkırın…

MEFKÛRE

Ölüyorum… İyi de oluyor aslında. Yeter bu kadarı. Zaten yarı ölü gibiyim kaç vakittir. Ne kolum kalkıyor ne bacağım yattığım yerden. Ölüm, araladığı dudaklarını yatağımın altına yapıştırmış da beni yutmak için öyle kuvvetle çekiyor ki nefesini… Yatağa yapışıp kaldığım, kaç zamandır gözlerimi bile açamadığım bundandır. Odanın kapısı açıldı. Oğlum geldi. Mis gibi kokusundan bildim. Her…

SONSUZ MAKALE

Marguerita Duras haklı çıktı. 2027 yılında, tam olarak 12.08.2027 günü saat 12.08’de tüm dünyada edebi yazım sona erdi. Kimse yeni bir şey yazamıyordu artık. Bu tüm yazarların anında idrak edip kanıksadıkları evrensel bir kural gibi işledi. Öyle ki hiçbir yazar yazmayı denemiyordu bile artık. Yazarlara neden yazmadıkları sorulduğunda “Bunu gerçekten anlamıyor musun?” der gibi bakıp…

İnceleme: Lüzumsuz Adam / Sait Faik Abasıyanık

Büyük öykücü Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam isimli on dört öyküden oluşan kitabını naçizane inceledim. Öykülere dair izlenimlerimi, konularına dair özeti ve öykülerden bazı alıntıları aktardım. Umarım bu özetler öykülerin tamamını okumak yolunda bir teşvik olur. Metnin öykülerin içeriğine ve hatta çoğunlukla finaline dair de bilgi (spoiler) içerdiğini belirtmeliyim. Alıntı yaptığım kitap: Türkiye İş Bankası…

ACAYİP DELİ

“Gördüğüm en acayip delisin sen.” Böyle demişti geçenlerde kahveci. Haklıydı belki de. Belki de deliliğin de kademeleri vardı. Bu ihtimal korkuttu beni. Sordum ona “Kendi içinde belirgin bir hiyerarşisi, her deli tipinin uyması gereken davranış kalıpları varsa delilik de bir tür normallik sayılabilir mi?” diye. Kısa bir süre ne söylediğimi algılamaya çalıştı önce. Koyu gri…

BOZKIR VE MEŞE AĞACI

Şeref’in yorgunluktan başı dönmeye başlamıştı. Bacaklarını o kadar uzun süredir koşmaya zorluyordu ki, o kadar uzun süredir kaçıyordu ki arkasındakilerden vücuduna giren oksijen yeterli gelmiyordu artık. Kasabadan kaçmaya çalışırken yakalanmıştı onlara. Kasabanın otogarında onun için pusu kurduklarını bildiğinden kasabadan ana caddeye kadar yürüyüp oradan otostop çekerek kaçmaktı planı. Ama tam kasabayla bozkırın oynaştığı yerde, bozkırın…

SÜLEYMAN

Orhan Veli’ye… Semerini elinde aldı. Kapıdan çıkarken karısına döndü: “Sen bugün nereye?” “Müyesser Hanımlara. Bahar temizliğine.” “Bahar mı kaldı? Yaz geldi sayılır.” “Öyle işte, ne bileyim.” Kapıdan çıktı, kunduralarını giydi. “Acıyor mu?” diye sordu karısı başıyla sağ ayağını göstererek. Nasırlarının acıyıp acımadığını test eder gibi sağ ayağını pat pat! iki kere yere vurdu Süleyman. “Daha…

Zoraki Sohbet

Denizde minik ve anlık dalgalar vardı. Sanki deniz insana şaka yapıyor gibiydi. Bir var bir yok. Bakmak insanı yoruyordu. Şu anda benimle aynı yerde olup aynı manzarayı seyreden kaç kişi buna dikkat ediyor acaba diye düşündüm. Elimdeki şişede bulunan son birkaç yudum bira konuştu “He tabi sen bunu düşünüyorsun ya en akıllı sensin. Tövbe ya…

RÜYA

“Ne bu halin?” diye gülmeye başladı bana. “Alay etme. Üşüyorum, görmüyor musun?” dedim. İnsanı çaresiz bırakan türden bir soğuktu. Isınmak için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Vücudumu iyice küçültmüş, çaresizce içime doğru büzülmüştüm. Üstümde keten bir gömlek, altımda lacivert ince bir pantolon vardı. Ayaklarım da çıplaktı üstelik. Bu soğuğa niye bu kıyafetle çıkmıştım ki? Onunsa üstünde…

ACILI ANTEP LAHMACUNU CİNAYETİ

“Kocamı bu adam öldürdü hâkim beeeg!” diye ağlayarak feryat ediyordu kadın. 40 lı yaşlarda, boyunun metreden sonraki santimli küsuratı da yaklaşık yaşı sayısınca olan pazen elbiseli kadın. Haykırıyordu, haykırırken de hâkime hitap ediyordu ama gene de nasıl oluyorsa salonda ondan başka kimse yokmuş, aslında kendi kendine söyleniyormuş gibi dünyaya kapalıydı. Mahkeme başkanı “Kızım, lahmacunla senin…