O SABAH

Bir sabah bir uyanacağız… İşe gitmemizin gerekmediği bir sabah. Hatta yarın da sonraki gün de işe gitmeyeceğimiz bir sabah. Tatilin en başından bir günün sabahı gibi bir sabah yani. İşte o sabah… Mevsimlerden de bahar sonu. Ama daha bahar bitmemiş. Ağaçlarda hala çiçekler var, çimler hala dolu dolu bir yeşil. Kışın soğuk beyazlığı da yazın…

SÜLEYMAN

Orhan Veli’ye… Süleyman semerini eline aldı. Kapıdan çıkarken karısına döndü, “Sen bugün nereye?” “Müyesser Hanımlara. Bahar temizliğine,” dedi karısı. “Bahar mı kaldı? Yaz geldi sayılır.” “Öyle ya, ne bileyim işte.” Kapıdan çıktı, kunduralarını giydi. Karısı, başıyla sağ ayağını göstererek, “Acıyor mu?” diye sordu. Sağ ayağını pat pat iki kere yere vurup nasırlarının acıyıp acımadığını yokladı….

Nereye çeksen gider…

Yani dedi a’yı kısa kesip. Bir anlığına bu dünyadan gitti. Sonra geri döndü. Gözlerinden anladım döndüğünü. Yani dedi tekrar, insan dediğinde biraz namus olmalı. Durdu. Bana baktı. Öyle değil mi beyim? Evet dedim. Evet de işte… Sen de her seferinde kanıyorsun ona. Kanmadım ki ben ona beyim dedi. İnandım! “Keşke inanmasaydın o zaman!” deyiverdim. Gözlerini…

Bi Şeyler

VOLTA Bir yandan ben orada değilmişim gibi kendi kendine ne yaptım ben deyip duruyor bir yandan da koca odanın içinde üç dört adımlık voltalar atıyordu. İşaretle orta parmakları arasına kıstırdığı sigaraya rağmen sağ elinin parmaklarını sürekli birbirine değdiriyor, cebine soktuğu sol elinin ise orada bile rahat durmayıp sürekli kıpırdandığı kumaşın hareketlerinden belli oluyordu. E ne…

Anlayamadığım…

“Beni yazsana bir gün de” dedi. Şaşırmıştım. “Neyini yazayım senin?” dedim. “Kendini hiç açmıyorsun ki. Sözde bu kadar zamandır arkadaşımsın ama hâlâ seni tanıyorum diyemem.” “İyi ya bunu yaz işte” dedi. Beklentiyle bakıyordu bana. “O zaman pek kısa bir yazı olur. Ahmet hakkında bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir yazarım.”dedim. Ben güldüm…

SONSUZ MAKALE

Marguerita Duras haklı çıktı. 2027 yılında, tam olarak 12.08.2027 günü saat 12.08’de tüm dünyada edebi yazım sona erdi. Kimse yeni bir şey yazamıyordu artık. Bu tüm yazarların anında idrak edip kanıksadıkları evrensel bir kural gibi işledi. Öyle ki hiçbir yazar yazmayı denemiyordu bile artık. Yazarlara neden yazmadıkları sorulduğunda “Bunu gerçekten anlamıyor musun?” der gibi bakıp…

İnceleme: Lüzumsuz Adam / Sait Faik Abasıyanık

Büyük öykücü Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam isimli on dört öyküden oluşan kitabını naçizane inceledim. Öykülere dair izlenimlerimi, konularına dair özeti ve öykülerden bazı alıntıları aktardım. Umarım bu özetler öykülerin tamamını okumak yolunda bir teşvik olur. Metnin öykülerin içeriğine ve hatta çoğunlukla finaline dair de bilgi (spoiler) içerdiğini belirtmeliyim. Alıntı yaptığım kitap: Türkiye İş Bankası…

ACAYİP DELİ

“Gördüğüm en acayip delisin sen.” Böyle demişti geçenlerde kahveci. Haklıydı belki de. Belki de deliliğin de kademeleri vardı. Bu ihtimal korkuttu beni. Sordum ona “Kendi içinde belirgin bir hiyerarşisi, her deli tipinin uyması gereken davranış kalıpları varsa delilik de bir tür normallik sayılabilir mi?” diye. Kısa bir süre ne söylediğimi algılamaya çalıştı önce. Koyu gri…

HAZİRAN YAĞMURU

Çocuk kafasını babasına doğru kaldırmak istiyor ama babasının başının hemen yanından, dünyayı ilk defa aydınlatacakmış gibi bir şevkle parlayan güneş iri, yeşil gözlerine saldırıp buna engel oluyordu. Ancak sol gözünü tamamen kapatıp sağ gözünü de iyice kısınca kaldırabildi kafasını. Kaldırınca da sordu hemen “Bugün ne olacak ki baba?” Evdeyken babasını duymuştu. “Bugün çok güzel olacak”…

Zoraki Sohbet

Denizde minik ve anlık dalgalar vardı. Sanki deniz insana şaka yapıyor gibiydi. Bir var bir yok. Bakmak insanı yoruyordu. Şu anda benimle aynı yerde olup aynı manzarayı seyreden kaç kişi buna dikkat ediyor acaba diye düşündüm. Elimdeki şişede bulunan son birkaç yudum bira konuştu “He tabi sen bunu düşünüyorsun ya en akıllı sensin. Tövbe ya…

PİS SOSYALİSTLER

– Hayırdır Ferit soluk soluğasın. – Koministleri dövmekten geliyoruz abi. Meydanda toplanmışlardı kızlı, erkekli. Sosyalizm, komünizm falan diye bağırıyorlardı. Bizim reis haber verdi de biz de baskına gittik. Ağzını yüzünü düzledik hepsinin bir görseydin hah hah! – Aferin size. Memleketi kurtardınız yani. – Nasıl abi? – Yok bi şey. Dertleri neymiş, ne istiyorlarmış peki? –…