Zoraki Sohbet

Denizde minik ve anlık dalgalar vardı. Sanki deniz insana şaka yapıyor gibiydi. Bir var bir yok. Bakmak insanı yoruyordu. Şu anda benimle aynı yerde olup aynı manzarayı seyreden kaç kişi buna dikkat ediyor acaba diye düşündüm. Elimdeki şişede bulunan son birkaç yudum bira konuştu “He tabi sen bunu düşünüyorsun ya en akıllı sensin. Tövbe ya…

RÜYA

“Ne bu halin?” diye gülmeye başladı bana. “Alay etme. Üşüyorum, görmüyor musun?” dedim. İnsanı çaresiz bırakan türden bir soğuktu. Isınmak için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Vücudumu iyice küçültmüş, çaresizce içime doğru büzülmüştüm. Üstümde keten bir gömlek, altımda lacivert ince bir pantolon vardı. Ayaklarım da çıplaktı üstelik. Bu soğuğa niye bu kıyafetle çıkmıştım ki? Onunsa üstünde…

PİS SOSYALİSTLER

– Hayırdır Ferit soluk soluğasın. – Koministleri dövmekten geliyoruz abi. Meydanda toplanmışlardı kızlı, erkekli. Sosyalizm, komünizm falan diye bağırıyorlardı. Bizim reis haber verdi de biz de baskına gittik. Ağzını yüzünü düzledik hepsinin bir görseydin hah hah! – Aferin size. Memleketi kurtardınız yani. – Nasıl abi? – Yok bi şey. Dertleri neymiş, ne istiyorlarmış peki? –…

ŞEKERSİZ ÇAY

“Çay dediğin ince belli, küçük bardakta içilir.” dedi hafif çatallı bariton sesiyle.”Ne fark eder Cevat abi?” dedim. Sesim biraz umursamaz çıkmış olmalıydı ki kızdı. Sol kaşını hafifçe kaldırarak cevap verdi. “Estetik ulan estetik! Ne o öyle çorba kasesi gibi fincanda yarım litre çay içmek. Amaç hayvanlar gibi işkembeyi doldurmaksa olur ama insanız biz. Yok mu…

ACILI ANTEP LAHMACUNU CİNAYETİ

“Kocamı bu adam öldürdü hâkim beeeg!” diye ağlayarak feryat ediyordu kadın. 40 lı yaşlarda, boyunun metreden sonraki santimli küsuratı da yaklaşık yaşı sayısınca olan pazen elbiseli kadın. Haykırıyordu, haykırırken de hâkime hitap ediyordu ama gene de nasıl oluyorsa salonda ondan başka kimse yokmuş, aslında kendi kendine söyleniyormuş gibi dünyaya kapalıydı. Mahkeme başkanı “Kızım, lahmacunla senin…

TANRI’YLA BULUŞMA

Barış Yargıtay 3. Hukuk Dairesindeki duruşmadan oflaya puflaya çıktı. Heyet anlattıklarını doğru dürüst dinlememişti bile. Belli ki yerel mahkemenin verdiği haksız karar onanacaktı. 3.H.D.’nin bulunduğu koridordaki bir banka oturdu. Tavandaki onca ampule rağmen koridor o kadar kasvetliydi ki Barış’ın ruhu bunalıyordu. Zaten şu son zamanlarda her şey çok kasvetli geliyordu ona. Dava dosyasını koymak için…

ŞEYTAN’LA BULUŞMA

GİRİŞ  Barış saat 10’u biraz geçe Kadıköy İskelesine gelmişti. Kalabalığın içinden kendisine doğru uzun adımlarla yürüyen ve her haliyle o kalabalığa ait olmadığı belli olan koyu renk takım elbiseli, elinde kahverengi, ahşap bir baston bulunan uzun boylu, yapılı, orta yaşlı erkeğin Şeytan olduğunu hemen anladı. “Merhaba Barış.” dedi ve tokalaşmak için elini uzattı. Aynı zebani…

ZEBANİYLE BULUŞMA

Adam bir eliyle masadaki boş sandalyenin arkalığını tutarak “Merhaba. Oturabilir miyim?” dedi bas-bariton arası etkileyici ses tonuyla. Eski moda gri takım elbisesi ve elindeki ahşap bastonuyla 60’lı yıllardan fırlamış gibi görünüyordu. Barış kafasını kaldırıp kısa bir an adama baktıktan sonra “Buyurun.” dedi isteksizce. Kafede bir sürü boş masa varken bu adamın neden kendi masasına oturmak…

I AM HUNGRY

Restoranın kasasındaki Şeref Abi beni görür görmez gülümseyerek “Hoş geldin Ahmet” Dedi. “Hoş bulduk Şeref Abi.” “Faturaları almak için geldin değil mi?” “Evet. Kenan Bey biliyor geleceğimi.” dedim “Evet söyledi geleceğini ama kendisi acilen bir yere kadar gitti. Tam öğle yemeği vakti. Otur sen bir şeyler ye. O da gelir birazdan.” Önce yanında staj yaptığım…

SOKAK

Yürürken hafifçe tökezledi. “Allah’ın belası arnavut kaldırımı!” diye söylendi. “Bu taşlar bu kadar geniş aralıkla döşenir mi yahu! İnsan biraz dikkatsiz yürüse bileğini burkması işten bile değil. Benim 44 numara ayağım bile neredeyse iki taşın arasına sığacak. Eskiden hiç böyle değildi bu yol. Belediye artık hiç ilgilenmez oldu bu sokakla.” Ellerini paltosunun ceplerine sokunca elleri…

Ezginin Günlüğü

Acımasız olmak için zorlama kendini. Sana yalan söylüyorlar. En çok inandığın şeyi savunurken bile her zaman dimdik durmak zorunda değilsin. Politikacıların bu yalanlarını boş ver. İçine eğil, çırılçıplak kalana kadar soy kendini tüm kabuklarından. Küçült kendini. Gençleştir. O çirkin kabukları ayrılmaz bir parçanmış gibi giyinmeden önceki haline dön yavaşça. 16 yaşına dön önce. Henüz bir…