Edebiyat
-
HAZİRAN YAĞMURU
Çocuk kafasını babasına doğru kaldırmak istiyor ama babasının başının hemen yanından, dünyayı ilk defa aydınlatacakmış gibi bir şevkle parlayan güneş iri, yeşil gözlerine saldırıp buna engel oluyordu. Ancak sol gözünü tamamen kapatıp sağ gözünü de iyice kısınca kaldırabildi kafasını. Kaldırınca da sordu hemen “Bugün ne olacak ki baba?” Evdeyken babasını duymuştu. “Bugün çok güzel olacak”…
-
Zoraki Sohbet
Denizde minik ve anlık dalgalar vardı. Sanki deniz insana şaka yapıyor gibiydi. Bir var bir yok. Bakmak insanı yoruyordu. Şu anda benimle aynı yerde olup aynı manzarayı seyreden kaç kişi buna dikkat ediyor acaba diye düşündüm. Elimdeki şişede bulunan son birkaç yudum bira konuştu “He tabi sen bunu düşünüyorsun ya en akıllı sensin. Tövbe ya…
-
HUZUR
– Niye yazıyoruz? – Var olmak algılanmaktır da o yüzden. Yazdıklarımızı okuyanlar tarafından algılanıyoruz ve bu sayede var olduğumuzu hissediyoruz. – Hımm yani var olduğumuzu başkalarının algısı üstünden mi duyumsuyoruz? Descartes’i ne yapacağız o halde. Düşününce zaten var olmuyor muyduk? – Başkaları tarafından algılanmak sanırım ek bir doyum yaratıyor. Yani zaten varlığımızın farkındayız ama bununla…
-
BURJUVA OLMAK ÇOK MU KÖTÜ?
Dünyanın en büyük sorunu ideolojiler belki de. Her biri Dünyayı çok güzel bir yer yapma iddiasında ve her biri bir diğerine düşman olan ideolojiler. Öylesi bir düşmanlık ki; birbirleriyle didişmekten var oluş amaçlarını, yani insanlara hizmet etmek için var olduklarını unutuyorlar. İnsanlarla ilgilendiklerinde de amaçları güzellikte yarışmak için taraftar bulmak değil de kavgaya mahalle kahvehanesinden…
-
SOKAK
Yürürken hafifçe tökezledi. “Allah’ın belası arnavut kaldırımı!” diye söylendi. “Bu taşlar bu kadar geniş aralıkla döşenir mi yahu! İnsan biraz dikkatsiz yürüse bileğini burkması işten bile değil. Benim 44 numara ayağım bile neredeyse iki taşın arasına sığacak. Eskiden hiç böyle değildi bu yol. Belediye artık hiç ilgilenmez oldu bu sokakla.” Ellerini paltosunun ceplerine sokunca elleri…
-
UNDERGROUND SANAT VE EDEBİYAT
Hani böyle kurgusal, distopik değil de hayatın içinde ama aynı zamanda çoğunluğun hayatına dahil olmayan anlatıları konu edinen sanattan bahsediyorum. İnernette kaynak çok. Kökleri ta Marquis De Sade a kadar gittiği söylenen bir sanat türü. Kahramanı olmayan, daha doğrusu kahramanları anti kahraman olan, iyi olmayan ya da olamayan insanların hayatlarını yalın bir dille aktaran sanat.…