Ufuk Tekin
-
PİS SOSYALİSTLER
– Hayırdır Ferit soluk soluğasın. – Koministleri dövmekten geliyoruz abi. Meydanda toplanmışlardı kızlı, erkekli. Sosyalizm, komünizm falan diye bağırıyorlardı. Bizim reis haber verdi de biz de baskına gittik. Ağzını yüzünü düzledik hepsinin bir görseydin hah hah! – Aferin size. Memleketi kurtardınız yani. – Nasıl abi? – Yok bi şey. Dertleri neymiş, ne istiyorlarmış peki? –…
-
AHH SIRTIMDA ANADOLU!
Acının neden kesildiğini anladım. Çünkü artık tam olarak bu dünyaya ait değilim. Papatyamın yaprakları tek tek kopuyor işte. Seviyor, sevmiyor, ölüyor, ölmüyor. Meğer acılar bu dünyaya aitmiş. Ne güzel. Ölüyor… Kafam karışık. Beni kim, neden öldürmüştü? Hatırlıyorum galiba. Sivas’ta bir oteldeydik. Şiir söyleyip, türkü okumak için gitmiştik. Meğer türkülerimizi onlara vermek için canımızı da vermemiz…
-
TEOG
Ülkenin mevcut durumunda TEOG un kaldırılmasının saçma olduğunu AKP lilerin bilmediğini mi sanıyorsunuz? Tabi ki biliyorlar. Ne var ki kendi gelecek hayalleri ve korkularını, bu sene TEOG’a hazırlanan gençlerin hayallerinden ve korkularından çok daha önemli gördükleri için bu saçmalığa ortak oluyorlar. Erdoğan’ın geleceği aynı zamanda yandaşlarının da geleceğidir unutmayın. O ikbale kavuşursa onlar da ikbale…
-
ÜÇ BİLİNMEYENLİ DENKLEM. SESLİ DÜŞÜNMELER.
Hayata, bilinçli hayata bir anlam bulma meselesi çok derin bir mesele. Girift de aynı zamanda. Çabanın kendisi kayda değer ve önemli görünüyor. Dünyaya geldin ınga ınga güzel. Nöronlar çoğaldı. Sinaptik bağlantılar kuruluyor. Algılamaya başladın. Yeme, içme derken büyüdün. İlk gençlik, aşk, seks vs. bunlar da iyi. Olgunlaştın. O hayvani dürtüler hala çekici ama başka şeyler…
-
30 Ağustos’ta Denize Dökülenler
On binlerce serdengeçti vatan evladı bağımsızlık için can verirken, vermemişler de vermenin peşindeyken Padişah yanlıları kapı kapı gezerlerdi. Ellerinde efendileri İngiltere’nin verdiği erzak torbaları (tanıdık geldi mi?)… Halka bir yandan ruhlarına karşılık aldıkları bu erzak torbalarını dağıtırken bir yandan da İngilizler’in ülkeye barış getireceğini söylerlerdi. Bir ailenin, -ki adı Osmanlıdır- yanında zamanın batıcı liberalleri ile…
-
HAYAT TRENİ
Emrah’a… Emrah bugün gözüme yaşlı göründü nedense. Emrah bizim kapıcı. Buraya taşınalı beri yani tam 11 yıldır bizim apartmanın kapıcılığını yapar. Neden dün değil de bugün durduk yere öyle düşündüm bilemiyorum. Hatta çöpü verirken bir anlığına ona baktığımda irkildim onun yaşlılığından. Hani insan yıllardır görmediği bir arkadaşıyla tesadüfen bir yerde karşılaşır da onu saçları dökülmüş…
-
SORGUDA BEKLEYİŞ
Toplu gözaltı sonrası… Beş gün gözaltında kaldıktan sonra savcılık tarafından tutuklanmaları istemiyle sorgu hakimliğine sevk edilmişler. Kadınlı, erkekli yaklaşık 20 kişiler. Bu toplu gözaltından tutuklamaya sevk edilenlerin sayısı çok daha fazla aslında. Sayı çok olduğu için, büyük bir torbanın içinden alınıp ilgili hakimlere pay edilmiş birer avuçluk çerezler gibi Sulh Ceza Hakimlikleri arasında bölüştürülmüşler. Kapıları…
-
ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE OBSKÜRANTİZM
Obskürantizm. Ülkemizde hala yasaklı olan wikipediaya göre Türkçe karşılığı “Bilmesinlercilik” olan terim. Anlamı: Hakikatin toplumun bazı sınıf ve kesimlerince bilinmesinin kasıtlı olarak önlenmesiymiş. Genellikle muhafazakar eğilimli politikacılar tarafından yapılırmış. Söylenmesi ve akılda tutulması zor bir terim ama anlamı gayet açık. Ülkenin ana muhalefet partisinin 69 yaşındaki lideri, tüm Dünya siyasi tarihinde sadece birkaç örneği olan bir…
-
HUZUR
– Niye yazıyoruz? – Var olmak algılanmaktır da o yüzden. Yazdıklarımızı okuyanlar tarafından algılanıyoruz ve bu sayede var olduğumuzu hissediyoruz. – Hımm yani var olduğumuzu başkalarının algısı üstünden mi duyumsuyoruz? Descartes’i ne yapacağız o halde. Düşününce zaten var olmuyor muyduk? – Başkaları tarafından algılanmak sanırım ek bir doyum yaratıyor. Yani zaten varlığımızın farkındayız ama bununla…
-
ŞEKERSİZ ÇAY
“Çay dediğin ince belli, küçük bardakta içilir.” dedi hafif çatallı bariton sesiyle.”Ne fark eder Cevat abi?” dedim. Sesim biraz umursamaz çıkmış olmalıydı ki kızdı. Sol kaşını hafifçe kaldırarak cevap verdi. “Estetik ulan estetik! Ne o öyle çorba kasesi gibi fincanda yarım litre çay içmek. Amaç hayvanlar gibi işkembeyi doldurmaksa olur ama insanız biz. Yok mu…